‘Yazınsal’ Kategorisi için Arşiv

Okumak…

Kimisinin asla vazgeçemediği; kimisinin asla beceremediği eylem.

Bu yazımın konusu; roman okumanın neden vazgeçilemez olduğu üzerine var olan yorumlara yenilerini eklemek değil, roman okurken eğlenilememesinin nedenlerinin keşfini yapıp bunlara çözüm üretmeye çalışmak.

Sorunun Beyinsel Olanı:

Kitap okumaya yeni başlayan bireylerin yakındığı esas bölüm eserin betimleme kısmı. Gelin bu konu üzerine biraz kafa yoralım ve çözüm üretmeye çalışalım.

Gündelik hayatta beyin izlenimlerini göz sayesinde yapar. Yani göz görür; beyin resmeder. Bu iş böyle devam eder… Tabi bu gündelik hayat; bir de roman içerisindeki hayat var ki bizim konumuz da işte bu.

Roman içerisindeki dünyaya giriş yaparken yanımıza yalnızca beynimizi alırız, göz  roman içerisindeki dünyayı görmez, dışarıda kalıp bize yalnızca kelimeleri okur.

Roman içerisindeki hayatta gözün işlevini sağ beyin yapar. Göz somut nesneleri görmemizi sağlarken, Sağ Beyin; soyut nesneleri görmemizi sağlar. Roman içerisindeki dünya da soyut olduğuna göre, görmek için sağ beyni kullanacağız.

Sağ beynin gelişmemiş olması demek, roman içerisindeki dünyayı net göremememiz demektir. Net görülemeyen bir yerden de zevk alınması olası değil elbet.

İşte sorunun keşfi!
(daha&helliip;)

Reklamlar

Serda Özkan - Kayıp Gül

Kimi zaman güle kulak verip, gülü duyabilme çabası, kimi zaman amansızca bavulu toplayıp öz “ben“i bulmak adına tüm riskleri göze alma çılğınlığı, kimi zaman sokaktaki dilencinin dahi hayatınıza yön verebildiğinin gözlemlenmesi sonrası duyulan zaafiyet…

Kayıp gül : İkilemler kitabı ! (daha&helliip;)

ETRAFINIZDAKİ BAŞKA HERKES SABAHI GÖREMEYECEĞİNİZDEN EMİNKEN VAHŞİ BİR ORTAMDA KENDİ BAŞINIZA HAYATTA KALABİLİR MİSİNİZ ?

Bir merkez (Capitol)  ve ona bağlı 12 mıntıka düşünün. Az önce bahsettiğimiz Merkez’in soluna  acımasız sıfatını da yapıştırın. Şimdi bu tabloya bir de yarışma ekleyin(Açlık Oyunları) Yarışmanın yönetimini de az evvel acımasız sıfatı verdiğimiz Capitol’e verin. Haliyle yarışmanın kazananı bir kişi; kaybedenin cezasının ölüm olduğunu da bilginiz dahiline ekleyin. (daha&helliip;)

Yazar, boğucu betimlermelerden uzak, imgeyi beyinde resmetmeye yetecek kadar yalın ve kusursuz bir dil eşliğinde Bassam’a (roman kahramanı) eşlik etmemizi sağlamış. 249 sayfanın 249’undan da zevk aldığımı söyleyebilirim.

Sahifelerin arasında Bassam’la birlikte Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşanan sevgiye, dostluğa, ihanete, savaşa tanıklık ettikten sonra bir gemide “kaçak yolcu” olarak Fransa’ya; Marsilya’ya geçiyoruz. Oradan da daha kuzeye; Paris’e…

Paris’te kahramanımızın ilginç hikayesinin aslına tanıklık ediyoruz.

Kitabın sonuna kadar başlığın “yanlış atıldığı” kanısı ağır basıyor; aslının: “Bassam’ın Oyunu” olması gerektiğini düşünüyorsunuz.

Akabinde gözleriniz malum kelimeleri okuyor ve başlığın tabiri caizse “gediğine oturduğunu” düşünüp; beğeninize eşlik eden şaşkınlığınızla birlikte kitabın sahifelerini kapatıyorsunuz.

Dünya, rüya içinde rüyadır hint atasözü

Kitabı açtığınız zaman yukarıdaki atasözüyle karşılaşıyorsunuz. Fakat kitabı okumaya devam ederken, o sözün kitabın ilk sahifesinde değil, içeriğine de yayıldığını anlıyorsunuz.

Bu kitabımızın konusu da tıpkı Aşk kitabında olduğu gibi Hz. Mevlana ve O’nun cananı Şems hazretleri. Belkide Bab-ı Esrar’ı okumamın sebebi Aşk’a olan beğeni derecemin yüksekliğidir. Aşk kitabının sürükleyici içeriğinden çıkamamış olsam gerek kendimi Bab-ı Esrar okurken buldum. Ne var ki, Ahmet Ümit kitabını Elif Şafak’tan önce yayımlatmış lakin Elif Şafak kadar başarı elde edememiştir.

Kitabımızın kahramanı Katren Kimya. Kimya ismini Şems hazretlerinden tanıyoruz. Nitekim Şems hazretlerinin eşinin ismidir Kimya. (daha&helliip;)

Bu romanımız; Albert Knag adındaki hayali amcamızın, hayali ülkesindeki var olan felsefe eğitimini beğenmemesi ve halkın felsefeye gerekli önemi vermemesinden sebep, felsefe içerikli bir kitap yazmasıyla ilgilidir.

Söz konusu Albert Knag amcamızın felsefe içerikli romanı 15 yaşındaki kıza hitaben yazdığı için felsefeyle ilk defa tanışanlar için enfes bir sahife topluluğudur.

15 yaşındaki bir kız ne derece anlar, ne derece olayları yorumlarsa; romandaki hayali 15 yaşındaki kızımızda aynı zekaya sahip. Felsefeyle ilk defa tanışan, bu kitabı ilk kez okuyan bir insan da bir an için 15 yaşındaki kızımızla aynı zekaya sahip olduğu kuşkusuna kapılabilir. Çünkü felsefe süregiden yaşamdaki sıradan düşünüş biçiminden çok farklı. (daha&helliip;)

Aşk – Elif Şafak

Yayınlandı: Temmuz 15, 2010 / Yazınsal
Etiketler:, , ,

Dolmuşta, derste, muhabbet arasında veya birisini beklerken… her an elimdeydi bu eser. Rengine ve rengin üzerine atılmış o koca başlıktan ötürü bana gülenler de olmadı değil. Bayanlara ithafen yazılmış olduğu önyargısıyla yaklaştı herkes. Halbuki Aşk’tan kastın ne olduğunu bilmiyorlardı. İlahi Aşk idi anlatılan, Rumi idi, Şems idi…

Kitabın konusu dillerde dolaştığı üzre Hz. Mevlana ve O’nun can yoldaşı Şems. Kitap 5 kısıma ayrılmış. Bu kısımlar tanıdık geliyor. “ Ateş – Hava –Toprak – Su” bunun haricinde son kısım “ Boşluk… “ Son kısımın kitaptaki açıklamasıda şu yönde “ Hayatta varlıklarıyla değil, yokluklarıyla bizi etkileyen şeyler

İçerikte “ GÖNLÜ GENİŞ VE RUHU GEZGİN SUFİ MEŞREPLERİNİN KIRK KURALI “ ndan bahsedilmekte ki ne kural… Herbir kural ciltlenecek anlamlar içermekte. Sayfanın sonuna eklenen “söyleşi” kısmında anlıyorsunuz ki o kurallar gerçekten Şems’ ten değil, Elif Şafak’tan çıkmaktaymış..

(daha&helliip;)